Son zamanlarda adını sıklıkla duyduğumuz komşumuz İran'ın tarihsel gelişimini anlamak için ilk incelememiz gereken alan Şiilik ve 1979 İslam Devrimi olsa da, İran'ın çok köklü bir medeniyet geçmişine sahip olduğunu unutmamamız gerekir. Bu yazıda İran'ın köklü medeniyetinin başlangıcından Ahameniş İmparatorluğu'nun kurucusu Büyük Kiros'un ölümüne kadar olan süreci ele alacağım.

İran coğrafi olarak Güneybatı Asya'da yer alır, kuzeyinde Hazar Denizi, güneyinde Basra Körfezi ile çevrilidir. Zagros ve Elburz dağları ile Kebir ve Lut çölleri coğrafyayı çevrelemiştir. Bu sebepten olacak ki İran'da kurulan ilk uygarlık olan Elam uygarlığı Bereketli Hilâl sınırları içerisinde kalan İran'ın güneybatısında kurulmuştur.

MÖ yaklaşık 3000'lerden itibaren varlık gösteren Elam'ın başkenti Susa şehriydi bu yüzden antik kaynaklarda Elam yerine Susiana adı da kullanılmaktaydı. Ülke dağlık ve ovalık olmak üzere iki merkezden yönetilmekteydi. Ovalık bölgeye Susa ve dağlık bölgeye Anşan denilmekteydi ve. Elam kralları unvan olarak "Anşan ve Susa'nın Kralı" unvanını kullanıyorlardı. Dil ve kültür bakımından kendine has özellikleri olan bu uygarlığın komşularının Sümerler, Akadlar ve Asurlular gibi antik dünyanın en gelişmiş uygarlıklarından olması Elam'ı ticaret, ekonomi ve devlet idaresi gibi konularda geliştirmiştir. Ancak komşuluk ilişkileri hep dostane olmamıştır. İki bin yıldan uzun süre ayakta kalan devlet komşularıyla defalarca savaşmıştır. Bu savaşlar sonucunda Susa merkezli idare zayıflamış ve MÖ 9. yüzyıl civarında Anşan bölgesine kuzeyden Hint-Avrupa kökenli Pers kabileleri göç etmeye başlamışlardır.

İran'ın güneyine göç etmeyip Zagros Dağları'nda yaşamaya devam eden kabileler, Asurluların baskın ve saldırılarına karşı Deioces liderliğinde birleşmiş ve günümüzde Medler olarak bildiğimiz devleti merkezi Ekbatana olacak şekilde kurmuşlardır. Deioces'in ardından oğlu Fraort babası gibi kabileleri merkezileştirme politikasına devam etmiştir. Fraort, Asur'a karşı düzenlediği bir sefer sırasında öldü ve yerine oğlu Siyaksares geçmiştir. Med tarihinin en büyük hükümdarı olarak kabul edilen Siyaksares, Babil Kralı Nabopolassar ile ittifak kurarak Asur İmparatorluğu'na son vererek Med tarihinin en büyük başarısına imza atmıştır. Öldüğünde Med İmparatorluğu Anadolu'dan Hindastan'a uzanmaktaydı. Oğlu ve son Med imparatoru Astyages babasından döneminin en güçlü devletini devralmıştı ancak sonu, torunu olan Pers kralı Büyük Kiros tarafından gelecekti. (Pers krallığını Anşan'a göç eden kabileler kurmuştu. Krallık Ahameniş Hanedanı tarafından yönetiliyordu ve bu krallık Medlerin vassalıydı.)

Tarihler MÖ 553'ü gösterdiğinde Kiros, arkasına muhalif elit ve askerleri alarak Med İmparatorluğu'na karşı isyan başlatmıştır. İsyanın kaderini değiştiren olay Med ordusunun başında olan Harpagos'un ihaneti olmuştur. Kiros'la savaşmak için gönderilse de askerleriyle Kiros'un tarafına geçerek Astyages'e karşı savaşmaya başlamıştır. MÖ 550'de başkent Ekbatana'nın düşmesiyle yönetimi Kiros ele almıştır. Böylece dünyanın ilk süper gücü olacak olan Ahameniş İmparatorluğu kurulmuştur.

Komşusu Med İmparatorluğu'nun yıkılmasını fırsat bilen Lidya Kralı Kroisos, Ahameniş İmparatorluğu'nun Anadolu'da ki topraklarına saldırmıştır ancak Kiros Kroisos'u Thymbra Muharebesi'nde yenerek Lidya'yı yeni imparatorluğuna katmıştır.

Sıradaki hedefi Bereketli Hilal bölgesini yöneten Yeni Babil İmparatorluğu olmuştur. Kral Nabonidus'un halk tarafından sevilmemesi işini kolaylaştırmış ve Opis Muharebesi'ni kazanarak Babil'i zorlanmadan fethetmiştir. Şehrin yapısına ve düzenine ise dokunulmamıştır. Kiros Silindiri olarak bilinen Kiros'un Babil'i kurtarmak için seçildiğini söyleyen Babil halkına zulmetmediğini, ordusunun şehre barış içinde girdiğini ve sürgün edilmiş Yahudilerin Kudüs topraklarına dönmelerine izin verdiğini belirten yapı bu fetihten sonra Babil'e dikilmiştir. Kiros'un son seferi Orta Asya'ya olmuştur. Rivayetlere göre göçebe Massagetler'e karşı savaşırken MÖ 530/528 tarihleri arasında ölmüştür.

Kiros'un ölümünden sonra da imparatorluk güç kazanmaya ve yeni topraklar fethetmeye devam etmiştir. Zirve dönemindeyken Ahameniş İmparatorluğu sınırları Makedonya'dan Hindistan'a, Mısır'dan Kafkasya'ya kadar uzanacak ve o günkü dünya nüfusunun neredeyse yarısını yönetecekti. Her şeyin bir sonu olduğu gibi Ahameniş İmparatorluğu'nun da bir sonu vardı. Aristo'nun öğrencisi genç bir hükümdarın gözünü Doğu'ya dikmesiyle bu son başlayacaktı.