İspanya'yı erken seçime götüren konut krizi protestolarının sembolü haline gelen Maricarmen Abascal hayatını kaybetti. Ölümünü Madrid Kiracılar Sendikası, ailesi ve avukatıyla beraber duyurdu.

Maricarmen, Madrid'in Retiro semtindeki evinde 1956'dan beri yaşıyordu. Abascal, kirasını düzenli bir şekilde ödüyordu ancak ev sahibi yatırım şirketi kira sözleşmesinin iki kez devredilmesi gerekçesiyle açtığı davayı kazandı. Yedi yıllık hukuk mücadelesinde üç tahliye girişimi durduruldu; 23 Eylül 2026'daki dördüncü denemede evinden sedyeyle çıkarıldı ve sağlık sorunları nedeniyle Gregorio Marañón Hastanesi'ne kaldırıldı.

İspanyol El País gazetesinin haberine göre, 1998'de emekli olmadan önce bir ilaç şirketinin yönetim kurulunda sekreter olarak çalışan Abascal, anne ve babasının da bu evde hayatını kaybettiğini anlatmıştı.

Tahliye görüntüleri ülke çapında protestolara yol açtı; Madrid'deki Puerta del Sol'da protesto kampı kuruldu, "Hepimiz Maricarmen'iz" sloganı yayıldı.

Olayın ardından Kongre'de konutla ilgili kararnameler reddedildi ve Başbakan Pedro Sánchez 29 Kasım'da erken genel seçim kararını duyurdu. 28 Eylül'de taraflar, emekli maaşının yüzde 30'unu aşmayacak kirayla evine dönmesini öngören sekiz yıllık yeni bir sözleşme anlaşmasına vardı.

Ancak Maricarmen eve dönemeden, 7 Ekim'de öldü; sendika yaşanan gösterilerin "bu ülkenin tarihinde bir öncesi ve sonrası" yarattığını ve çözümün "çok geç" geldiğini bildirdi. Ölüm haberinin ardından Başbakan Sánchez başsağlığı diledi, Puerta del Sol'daki kalabalık bir dakikalık saygı duruşunda bulundu; kalabalık Kongre'ye yürüdü. Sendikanın aktardığına göre Maricarmen'in son mesajı şöyleydi: Mücadele etmeye devam edin. Size ait olan için mücadele etmeye devam edin.