6 Eylül tarihinde yapılan Saksonya-Anhalt Eyalet Meclisi Seçimi sonucu Almanya başta olmak üzere dünyada ciddi tartışmalara sebep oldu. 1949'da Federal Almanya Cumhuriyeti'nin kurulmasından bu yana ilk kez aşırı sağcı bir hükümetin kurulmasına ramak kaldı. Seçim sonucuna göre aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) toplam oyların %44'ünü alarak birinci oldu, en yakın rakibi CDU %17 oy aldı. Son yapılan 2021 seçimlerinde AfD %20.8 oy almıştı, 5 yılda oyunu iki katından fazla arttıran parti 83 sandalyenin 39'unu kazandı. AfD'nin eyalet başbakan adayı Ulrich Siegmund "Ülkemizi geri alıyoruz. Saksonya-Anhalt ile başlıyoruz" sözleriyle zaferi ilan etti. Trump, AfD'nin elde ettiği zaferi "çok büyük bir başarı" olarak nitelendirdi ancak çoğu aşırı sağcı Avrupalı lider sessiz.

Tek başına hükümet kuracak çoğunluk olan 42 sandalyeye yalnızca üç sandalye eksik olan parti hükümeti kurmak için ittifak yapmak zorunda. Muhtemel ittifak adayı olan BSW ile ittifak kurulamazsa geriye CDU'dan vekil transfer etmek kalıyor. Eğer hükümet kurulamazsa seçimler yenilenebilir.

Siegmund, "O zaman yeniden seçim yapılır ve biz de %50, hatta %54 oy alırız" diyerek kararlılığını gösterdi.

Seçimin en çok kaybedeni mevcut Şansölye Merz'in partisi CDU oldu. 2021'e kıyasla oylarının yarısından fazlasını kaybeden parti son yıllarının en büyük mağlubiyetini aldı. Merz'in istifa etmesi gerektiğini düşünenlerin baskısı ülkedeki CDU iktidarını yıpratıyor. Peki AfD'nin yükselişinin sebebi ne?

6 Şubat 2013 tarihinde kurulan AfD'nin ana argümanı Almanya'nın güvenlik ve göç politikasının çökmüş ve sürdürülemez olduğu. İstatistiklere göre özellikle cinsel saldırılar, cinayet, gasp, uyuşturucu ve konut soygunu gibi suçların sürekli artması AfD'nin söylemini güçlendirmekte. Yasal ve kaçak göç sonucu değişen demografinin getirdiği güvensizliğin merkez partiler tarafından önlenememesi seçmenleri AfD'ye yönlendirmekte. Merkez partiler bu sorunlara çözüm bulmazsa önümüzdeki yıllarda tüm Avrupa'da sağ popülist partilerin iktidarları yakın.