Bundan yaklaşık birkaç hafta önce Ensarullah (kamuoyunda bilinen adıyla Husiler), Suudi Arabistan destekli Yemen birliklerine ve gelen Suudi takviye güçlerine insansız hava araçları (İHA) ve balistik füzelerle kapsamlı bir saldırı düzenleyerek ağır kayıplar verdirmişti. Son olarak ise bölgede büyük bir taarruz başlatıldı. Peki, bu taarruzun detayları ve saha yansımaları nelerdir?

Saldırının arifesinde Suudi medyası; Sana'nın düşeceğini, Ensarullah'ın tamamen tasfiye edileceğini öne sürmüş ve bu yönde propaganda görüntüleri yayımlamıştı. Ancak ardından gelişen taarruz sürecinde denklem tamamen değişti: Taiz şehrine uzanan otoyollar ve dolayısıyla ikmal hatları kesildi, stratejik Mocha Limanı ele geçirildi ve amfibi harekatlarla Yemen'in Sokotra hariç tüm adaları kontrol altına alındı. Öte yandan, eski Güney Yemen hükümetine ait Aden şehri ise geri çekilen Suudi unsurlarını, paralı askerleri ve yerel Yemen birliklerini şehre kabul etmeyerek geri çevirdi. Peki, bu gelişmeleri nasıl yorumlamalıyız?

Öncelikle Ensarullah'ın hakimiyet kurduğu coğrafyanın dağlık ve sarp bir arazi yapısına sahip olması, geniş çaplı askeri harekatların düzenlenmesini son derece güçleştirmektedir. Güçlü yerel halk desteğiyle birleşen bu coğrafi avantaj, gücün sahada bertaraf edilmesini neredeyse imkansız kılmaktadır. Bu durumun tarihsel örneklerini ABD'nin Afganistan'daki yenilgisinde ya da Yemen İmamlarının Osmanlı Devleti'ne karşı yürüttüğü direniş süreçlerinde görmek mümkündür.

İkinci olarak, Ensarullah'ın karşısında tek vücut halinde hareket eden organize bir devlet ordusu bulunmamaktadır. Karşı cephenin büyük bir kısmını paralı askerler oluşturduğu için koordinasyon eksikliği yaşanmakta ve birlikler kendi iç kararlarıyla geri çekilebilmektedir. Bu durum, Suudi askeri unsurları ile sahadaki müttefikleri arasında ciddi anlaşmazlıklar doğurmaktadır. Yaşanan son askeri başarısızlığı da bu organizasyonel zaafiyet üzerinden değerlendirmek gerekir.

Diplomatik ve stratejik boyutta ise Pakistan, Mekke Anlaşması'nın yeniden devreye sokulmasını talep etmektedir. Zira Suudi hava saldırılarına misilleme olarak Ensarullah; Suudi Arabistan içerisindeki limanlara ve petrol tesislerine yönelik kamikaze İHA ve füze saldırıları düzenlemiştir. Öte yandan Ensarullah tarafından yayımlanan görüntülerde, Bayraktar AKINCI ve Karayel İHA'larının düşürüldüğünün gösterilmesi, Mekke Anlaşması'na taraf olan ülkelerin de dolaylı veya doğrudan sahada taraf haline geldiğini ortaya koymaktadır.

Önümüzdeki süreçte ABD ve İsrail'in sahaya doğrudan bir müdahalesi söz konusu olmazsa, Ensarullah'ın Taiz şehrini tamamen kontrol altına alması; Aden şehrini ise eski Güney Yemen hükümeti temsilcileriyle barışçıl müzakereler yürüterek devralması planlanmaktadır.