İnsanların birbirini daha acımasız yollarla öldürme arayışının son ürünlerinden biri olan ağır bombardıman uçağı B-2 Spirit'ler okyanus ötesinden havalanmış kendisine katılmak için bekleyen İsrail ve ABD F35'lerine doğru yaklaşıyordu. Mossad ve CIA'in ortak çalışması ile İran ruhani lideri nam-ı diğer Ayetullah'ın İran'ın yüksek askeri şûrası ile toplantı halinde olduğu konum, 60 saniyelik keskinlikte istihbaratla ABD ve İsrail ordusuna iletiliyordu. Bundan sonra yapılması gereken cerrahi bir operasyonla Ayetullah ve ekibini infaz etmek ve İran'ı başsız bırakmaktı.

Tahran saati ile gece 03.15'te operasyon başlamıştı. ABD'nin radar sistemlerini kör etmek için geliştirdiği EA-18G Growler uçakları İran hava savunma sistemi S-300'leri kör etmiş, B-2'ler ve F-35'ler için rahat uçuş imkânı sağlamışlardı. İran halkı derin bir uykuda ve Ayetullah ile ekibiyse savaş toplantısındayken, ABD-İsrail ortak hava filosu saat 03.35'te Tahran hava sahasına giriş yaptı. İran devleti hava sahasına giren devasa filoyu başkentine kadar gelmiş olmasına rağmen fark edememişti. Artık tek yapılması gereken cerrahi birkaç vuruştu. Ayetullah birkaç dakika sonra gerçekleşecek acı dolu ölümünden habersiz bir şekilde toplantısına devam ederken saat 03.42'ye geldiğinde dünya üzerinde sadece B-2'lerin taşıyabildiği 14 tonluk dev sığınak delici GBU-57 bombaları B-2'ler tarafından Ayetullah'ın bulunduğu sığınağa ateşlendi. B-2'lerin taşıdığı bu bombanın ana görevi Ayetullah'ı öldürmek değil, saklandığı sığınakta son öldürücü bombayı fırlatmak için bir delik açmaktı.

B-2'lerin fırlattığı sığınak delici bombalar görevlerini yapmıştı. Son infaz vuruşu için gereken deliğin açılmasının ardından İsrail F35'leri; Mossad ajanlarının servis ettiği koordinatlara —Ayetullah'ın kaldığı toplantı odasına— art arda atışlar yaptı. Ayetullah ve beraberindeki 40 üst düzey devlet yetkilisi yıkılan beton parçalarının altında Şii Dünya için şehit edilmiş, ABD ve İsrail içinse etkisiz hale getirilmişti.

İran açısından saldırının en trajik tarafıysa saldırıdan ancak 8 dakika sonra atış yapan uçaklar, Tahran'dan uzaklaşıp yüksek irtifaya geçerken İran radarlarında belli belirsiz izler gözükmeye başlamasıydı. İran hava savunma sistemleri bu izlere rastgele yollanmış birkaç füze ile uçakları düşürmeye kalksa da filo Irak sınırına yaklaşmış, güvenli bölgeye geçmişti.

ABD, Venezuela devlet başkanı Nicolas Maduro'yu kaçırmasından tam 56 gün sonra egemen bir devletin liderini bu sefer kaçırmakla kalmamış, bombalayarak öldürmüştü. Fakat İran yönetiminin bunu kabullenmesi biraz zaman aldı. Saldırıdan saatler sonra İran Devrim Muhafızları, "Yüce Rehber Ayetullah Hamaney, tamamen güvenli bir yerdedir ve harekatın yönetimini bizzat yürütmektedir. Siyonist rejimin psikolojik savaş yöntemlerine itibar edilmemelidir. Rehberimiz, az önce üst düzey komutanlarla bir toplantı gerçekleştirmiştir." açıklamasında bulundu. Ardından ABD'den gelen açıklama ise, "Dün gece operasyonel birliklerimiz, bölgedeki terörün ve istikrarsızlığın ana kaynağına cerrahi bir darbe indirmiştir. Bu operasyon, Amerikan vatandaşlarına ve müttefiklerine yönelik on yıllardır süren saldırıların yanıtıdır." şeklinde oldu.

ABD ve İran Devrim Muhafızları'nın açıklamaları arasındaki zıtlık ABD'nin sığınağın yerle bir olduğu uydu görüntülerini medyaya sürmesi ile kısa sürede son buldu. Devrim Muhafızları, Ayetullah'ın yaşadığına dair açıklamalarındaki ısrardan vazgeçerek şu açıklamaları paylaştı: "İslam dünyasının büyük lideri Ayetullah Ali Hamaney, Siyonist rejim ve Büyük Şeytan ABD'nin korkakça saldırısı sonucu şehadet mertebesine ermiştir. Bu kan, sadece İran'ın değil, tüm direniş ekseninin intikam ateşini körükleyecektir. Tüm Müslümanları ayağa kalkmaya ve bu küresel zorbalığa karşı cihad etmeye çağırıyoruz." Bu açıklamalar ile İran, Ayetullah'ın öldürüldüğünü resmi olarak kabul etmiş oldu.

Ali Hamaney'in 37 yıllık Ayetullahlık görevi son bulmuştu. ABD-İsrail ortaklığı, liderini ve beraberindeki 40 önemli ismi kaybeden İran ordusunun emir komuta zincirinin dağılmasını ve içeride rejime karşı olan karşıtlığın Ali Hamaney'in ölümü ile daha da pekişeceğini düşünüyordu. ABD yönetiminin böyle düşünmesini pek de yadırgayamayız, daha 56 gün önce liderini kaçırdığı Venezuela devletinin yarı Amerikan sömürgesi haline gelmesi günler sürmüştü. İran içinse aynı senaryonun yaşanması şu an için güç duruyor.

Ayetullah'ın kaybı beklenilenin aksine İran halkını sindirmekten ziyade daha çok kenetlemiş, halk içinde muhalif olan kitlelerin bir kısmını dahi rejimin etrafında toplanmasını sağlamıştır. ABD-İsrail ortak hava saldırıları devam ederken meydanlarda toplanan halk rejime açık desteğini belli etmiştir.

Ayetullah'ın ve ekibinin ölümü ile İran ordusunda yaşanması beklenen emir komuta zinciri boşluğu hakkında gelen bir soruda ise İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, "Ordumuzun komuta kademeleri ve yerel yöneticilerimiz, Tahran'dan gelecek genel emirlere ve stratejik vizyona bağlı kalmak kaydıyla, bulundukları bölgenin koşullarına göre kendi kararlarını verme ve uygulama yetkisine sahiptirler. Bu, direnişimizin esnekliğini ve sahadaki hızımızı artırmak için aldığımız bilinçli bir karardır." cevabını vermiştir. İran'ın Amerikan üslerine ve İsrail'e karşı yaptığı saldırıların hız kesmeden devam ediyor olması Pezeşkiyan'ın açıklamalarını doğrular nitelikte.

86 yaşındaki Hamaney'in ölümünün onun İran'da kahramanlaşmasını sağladığı dünya kamuoyunda apaçık bir gerçek. Operasyonun ABD-İsrail tarafı için beklenen etkiyi yapmadığı gibi İran halkının daha da rejimin etrafında kenetlenmesini sağladığı gözlemleniyor. İki taraf arasındaki orantısız güç farkına rağmen ABD'nin kara harekâtından çekinmesi ve Rejim'in arkasına aldığı kitlelerle beraber direnmekte ısrarcı olması bölgede tansiyonun kısa vadede düşmesinin uzak bir ihtimal olduğunu gösteriyor.