6-22 Şubat 2026 tarihlerinde İtalya'nın Milano ve Cortina d'Ampezzo şehirlerinde düzenlenen Kış Olimpiyatları beraberinde birçok siyasi tartışmayı getirdi. Açılış töreninde İsrailli sporcuların ve Trump'ın başkan yardımcısı JD Vance'in yuhalanmasıyla başlayan olimpiyat, kapanış töreni öncesi Verona'da eylemcilerin harcanan yüklü miktardaki kamu bütçesine karşı düzenledikleri yürüyüşlerle sona erdi.
Olimpiyatların yarattığı bu gerilim hattı, madalya mücadelesini ikinci plana atarak müsabakaları bir siyasi mücadele alanına dönüştürdü. Milano-Cortina Kış Olimpiyatları, %47'lik kadın katılımıyla tarihi bir eşitlik rekoruna imza atsa da bu vizyon, sosyal medyada özellikle kadın sporcular kimlik ve bedenleri üzerinden yürütülen tartışmaların gölgesinde kaldı. Tartışmaların odağındaki altın madalyalı artistik buz patencisi Alysa Liu, Çin'den Amerika'ya siyasi sebeplerle göç eden babasının Çin hükümeti tarafından takip edildiğini iddia ederken; "alternatif" tarzı ve rahat tavırlarıyla en çok konuşulan isim oldu. Liu sosyal medyada, sık sık kendisi gibi yarı Çinli olan serbest stil kayakçı Eileen Gu ile kıyaslandı. Çin adına yarışmayı seçen Amerikalı Eileen Gu JD Vance tarafından "Amerika'ya sadakatsiz olduğu" yönünde eleştirildi.
Genç sporcu, Çin'i temsilen yarışma motivasyonunun "Çinli genç kızlara ilham vermek" olduğunu belirtirken; ; Liu, olimpiyat şampiyonu meslektaşına yönelik nefret kampanyasını "ikiyüzlülük" olarak nitelendirdi.
Lui çevresinde şekillenen bir başka tartışma ise, buz sporlarına yıllardır hegemon olan Rus sporcuların yokluğunda kazanılan "eksik" bir zafer olup olmadığıydı. Rusya-Ukrayna savaşı sonrası ülkelerini temsilen kış olimpiyatlarına katılması yasaklanan Rus ve Belarus'lu sporcular, takım sporlarından tamamen men edilirken bireysel sporcular sadece IOC'in belirlediği sıkı kriterler çerçevesinde AIN (Bireysel Tarafsız Sporcular) statüsünde piste çıkabildi. Rusya Federasyonu'ndan bu yıl sadece 13 sporcunun sembolik katılımına izin verilen bu katı ambargo ikliminden İsrail'in pay almaması, uluslararası kamuoyunda 'kurumsal bir çifte standart' olarak yankı buldu. Filistin Olimpiyat Komitesi Başkanı Rajoub'un IOC Başkanı Bach'a yazdığı ve Mısır ile Ürdün gibi ülkelerce desteklenen mektupta; Gazze'de 700'den fazla sporcunun hayatını kaybettiği ve 250'den fazla spor tesisinin yerle bir edildiği verilerine yer verilmiş; IOC standartlarının evrenselliği ve 2014'ten bu yana uygulanan yaptırımların tarafsızlığı kamuoyu nezdinde sorgulanmaya açılmıştı. 1936 Berlin, 1980 Moskova ve 1984 Los Angeles Olimpiyatları gibi örneklere bakılırsa, Milano-Cortina 2026'da yaşananlar; bir istisna değil; olimpiyatların siyaset tarafından nasıl şekillendirildiğine dair çarpıcı bir örnek daha oluşturuyor.
Ortadoğu'da ve Doğu Avrupa'da devam etmekte olan savaşlar ve yükselen aşırı sağın yansımalarının net bir biçimde 2026 Milano'da görülmesi, "sporun siyaset üstü olduğu" iddiasının bir kez daha yalanlandığını gözler önüne seriyor.