Son iki haftada İran-ABD çekişmesine dair öne çıkan gelişmeler şunlardır:

İran; Irak'ta PKK, PJAK ve ülke içerisinde ayrılıkçı faaliyetler yürüten örgütlere yönelik özel kuvvetler operasyonu düzenledi. İran resmi birimlerinin açıklamalarına göre operasyon, sıfır kayıp ile başarıyla tamamlandı. Buna ek olarak, İran Devrim Muhafızları kadrolarına bizzat Mücteba Hamaney tarafından yeni atamalar gerçekleştirildi.

Yemen'deki gelişmeleri de İran-ABD çekişmesinden bağımsız okumak doğru olmaz. Ensarullah tarafından Suudi Arabistan'ın bombardımanlarına karşılık olarak ülke içerisindeki petrol tesisleri vuruldu. Ayrıca saldırı hazırlığı içerisinde olduğu anlaşılan Suudi Arabistan ve BAE destekli Yemen hükümeti mevzilerine balistik füzelerle önleyici saldırı düzenlendi; aralarında Suudi subayların da bulunduğu taraflara ağır kayıplar verdirildi.

Amerikan medyası ve Trump tarafından İran ile bir ateşkes süreci yürütüldüğü ve yakında boğazın açılacağı yönünde söylemler öne sürülse de bu iddialar İranlı makamlarca ısrarla reddedildi. Son olarak ABD tarafı, tüm diplomatik süreçlerin kesildiğini açıklayarak stratejisini askeri baskıdan ekonomik baskıya kaydırdı. Nitekim 2025 yılında patlak veren protestolar da ekonomik zorluklar nedeniyle çıkmış; ancak bu gösterilerin MOSSAD ve CIA hücrelerince desteklendiği ve terör eylemleri düzenlediği tespit edilerek bastırılmıştı. Ekonomik baskıya BAE'nin de katılmasıyla birlikte benzer bir sürecin yeniden tetiklenmeye çalışıldığı görülüyor. İki taraf da kararlı ve kazanmak istiyor; neticeyi ise zaman gösterecek.

Lübnan'da ise uzun bir aradan sonra gerçekleştirilen İsrail özel kuvvetlerinin sızma operasyonu, Hizbullah tarafından başarıyla püskürtüldü.

Gazze özelinde Hamas, silah bırakacağına dair iddialara yönelik açıklama yaptı. Açıklamada; işgal devam ettiği, bağımsız Filistin devleti kurulmadığı ve Gazze içerisindeki İsrail ile bağlantılı çeteler dağıtılmadığı sürece silah bırakılmayacağı vurgulandı.

Diğer yandan Amerikan ordusundaki moral düşüklüğü medyaya yansımaya devam ediyor. USS Abraham Lincoln gemisinden gelen haberler erzak sıkıntısına işaret ederken, sosyal medyada viral olan bir savaş uçağı kanadı görüntüsünde askerlerin sitem dolu ifadeleri yer aldı. Kanadın üzerine yazılan "Operasyon Epstein Öfkesi", "İyi bir goyim ol ve İsrail ne derse onu yap" ve "İsrail'i seviyorum ve iyi bir goyimim" gibi sloganlar, savaşı protesto eden askerlerin ruh halini açıkça ortaya koyuyor.

Son bir ek olarak, İsrail'in Suriye'de bünyesinde Türk askeri ve ekipmanlarının bulunduğu üsse yönelik saldırısını görüyoruz. Bu olay, İsrail-Türkiye rekabetindeki ilk somut gelişme olarak kayıtlara geçti. Ancak ABD tarafından yapılan açıklamalara göre durum, İran savaşına benzer büyük çaplı bir krize dönüşmeyecek. Zira her iki ülke de ABD müttefiki ve Türkiye'nin bir NATO üyesi olması, sürecin kontrolsüz bir çatışmaya evrilmesini engelliyor.

Savaş, hem Direniş Ekseni hem de ABD-İsrail cephesi için oldukça zor geçiyor. Nihai sonuca dair tahminde bulunmak kehanet olacağından bu konuya girmeyeceğim. Ancak somut duruma baktığımızda; ABD'nin MQ-9 Reaper İHA'larının %75'ini ve füze önleyici stoklarının büyük bir kısmını tükettiği görülüyor. Hatta bu bilgiyi sızdıran kişi hakkında vatan hainliği suçlamasıyla yargılama süreci başlatıldığı açıklandı. Bir yandan da Amerikan askerlerinin yaşadığı moral çöküntüsü kamuoyuna yansıyor. Bütün bu verilerden çıkarabileceğimiz sonuç; Orta Doğu üzerindeki mevcut ABD hegemonyasının sönümlendiği ve yerine yeni bir gücün yükseldiğidir.