Perspektif'in geçtiğimiz sayısında "Trump Dünyadan Ne İstiyor?" başlıklı bir yazıyı kaleme almıştım. Yazalı iki ay bile olmamışken, dünya Trump'ın hamlelerini soluksuz konuştuğumuz bir süreç geçirdi. Bu yüzden yazının devamının artık bir gereklilik olduğunu düşünüyorum.
Trump'ın tehditlerine alışan dünya onu ciddiye almazken; bir sabah Venezuela lideri Maduro'nun ABD özel kuvvetlerince eşiyle birlikte dairesinden alınarak Amerika'ya kaçırılması gündemize oturdu. Trump'ın ne kadar ciddi olduğunu gösteren bu operasyon; kimine göre petrol açlığı, kimine göre Rusya ve Çin'e karşı "arka bahçesinde" kontrolü ele alma hamlesiydi. Küresel çapta bir kınama dahi gelmemesi, Trump'ın kapalı kapılar ardındaki pazarlıklarda ne kadar başarılı olduğunu göstermiş oldu.
Venezuela'nın ardından Trump, Grönland mevzusuna odaklandı. Davos 2026'da adayı merkeze alan NATO ile bir çerçeve anlaşması üzerinde çalıştıklarını duyurdu. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ise Arktik güvenliğine yatırım yapacaklarını belirterek; "Avrupa diyaloğu tercih eder ama gerekirse kararlılıkla harekete geçmeye hazır" restini çekti. Trump ise üslubunu yumuşatıp Danimarka halkını övse de Grönland'ı ancak ABD'nin savunabileceği iddiasını tekrarladı.
Suriye'de ise 2024 sonunda Esad rejiminin devrilmesi ve yeni lider Ahmed Şara'nın meşruiyetini kabul ettirmesiyle dengeler değişti. Yıllardır IŞİD bahanesiyle desteklenen YPG/SDG'den ABD desteğinin aniden çekilmesiyle Suriye ordusu operasyon başlattı. SDG ağır kayıplarla Fırat'ın doğusuna çekilirken Trump: "Onları seviyoruz ama sonsuza kadar Suriye'de kalamayız, orası bir çöl." diyerek artık kendisinin de Suriye'de Ankara ve Şam'dan taraf olduğunu ilan etmiş oldu. SDG ile Suriye hükümeti uzlaşıya gitmiş olsa da iplerin kopması an meselesi...
Son olarak Trump, AB ve BM'ye muadil olarak kurduğu Barış Kurulu (Board of Peace) ile karşımıza çıktı. 15 Ocak'ta Truth Social üzerinden: "Barış Kurulu'nun kurulduğunu duyurmak bir onurdur. En büyük ve en prestijli yönetim kurulu olduğunu söyleyebilirim" diyerek projeyi duyurdu. Arjantin, İsrail, Türkiye, Arnavutluk ve Suudi Arabistan dahil 21 ülkenin kurucu olduğu kurul, 22 Ocak'ta resmen kuruldu. Trump Davos'ta tüm AB'yi davet etse de Macron başta olmak üzere AB liderleri (Macaristan hariç), bu yapıyı Trump'ın kontrolünde bir kuruluş olarak yorumlayıp karşısında durdular.
Bana ayrılan bu 450 kelimelik alanda Trump'ın son iki aydaki kararlarını özetlemeye çalıştım lakin 4.500 kelime bile Trump'ın bu güç hırsını anlatmaya yetmeyecektir. Önümüzdeki Perspektif sayılarında daha az Trump konuştuğumuz bir dünya dileğiyle...