Mültecilik normal bir yaşam şekli olmayan geçici bir statüdür. Birleşmiş Milletler Mülteci Örgütü'nün mültecilerin hayatlarını yeniden inşa etmesi çerçevesinde 3 kalıcı çözümü bulunmaktadır. Bu yöntemler; gönüllü geri dönüş, yerel entegrasyon ve üçüncü ülkeye yerleştirme başlıklarıyla açıklanır.
2011'de patlak veren Suriye İç Savaşı ise o günden bu yana milyonlarca insanı uzun süreli yerinden eden dünyanın en büyük mülteci krizlerinden biridir. Peki 2 yıl önce Beşar Esad'ın ülkeden kaçmasıyla sona eren savaş, Suriyeli mültecilerin yaşamlarını ne yönde değiştirdi?
UNHCR'ın gönüllü geri dönüş rakamlarına baktığımızda, Aralık 2024'ten bu yana 1,67 milyondan fazla Suriyeli komşu ülkelerden gönüllü olarak Suriye'ye dönerken 1,9 milyondan fazla ülke içinde yerinden edilmiş Suriyeli'nin de kendi bölgelerine geri döndüğü bildirilmiştir. Dönenlerin çoğu ise Halep, İdlib, Hama, Humus ve Şam'a yerleşiyor.
Bu topraklarda hiç yeşermemiş demokrasi, yarım asırlık baskının sona ermesiyle artık belki de meyve verebilecek. Belki deyip geçmek çok basit olsa da halkın geri dönüş umudu başlıca bu ihtimale bağlı durumda. Ancak siyasi değişimin yanında ekonomi, güvenlik, geçim kaynakları, barınma, eğitim ve sağlık hizmetlerinin de sağlanması gerekiyor. UNHCR verilerine göre geri dönenlerin yüzde 83'ünün barınmaya, yüzde 81'inin gıdaya, yüzde 52'sinin ise iş ve gelire ihtiyacı bulunuyor. Geri dönenlerin yaklaşık yüzde 15'i ise evlerinin yıkılmış olduğunu bildiriyor.
Ahmed al-Sharaa liderliğindeki yeni geçiş hükümeti ise bu beklentileri karşılamakta maalesef ki zayıf kalıyor. 2025'te kabul edilen Anayasal Bildiri, ülkenin 5 yıllık geçiş döneminin hukuki çerçevesini oluştururken cumhurbaşkanına çok geniş yetkiler veriyor ve yeterli denetleyici mekanizmaların bulunmaması demokratikleşme konusunda soru işaretleri yaratıyor.
İyileşme uzun yıllar sürecek ancak gücün merkezileşmesi, azınlık problemleri, iş imkanlarının yetersizliği ve ekonominin yeniden kurulmasındaki zorluklar umutları baltalıyor.
UNICEF'in verilerine göre 2,45 milyondan fazla çocuk okul dışında kalırken, DSÖ'nün verilerine göre hastanelerin yalnızca yüzde 57'si tamamen işlevsel durumda.
Esad'ın gidişi dönüşün kapısını araladı ama gidilecek daha uzun bir yol var. İnsanların yeniden bir hayat kurabilmesi için evlerin, ekonominin, devlet kurumlarının, eğitimin ve sağlık hizmetlerinin de yeniden inşa edilmesi gerekiyor.